Velayet Nedir?
Velayet, ergin olmayan çocuğun bakımı, eğitimi, korunması ve temsili konusunda ana ve babaya kanunla tanınan hak ve yükümlülüklerin bütünüdür (TMK m. 335 vd.).
Evlilik devam ederken velayet ana ve babaya birlikte aittir. Boşanma hâlinde ise hakim, müşterek çocuğun velayetinin kime bırakılacağına karar verir (TMK m. 182). Boşanma sürecinin genel çerçevesi için bkz. Aile Hukuku.
Temel İlke: Çocuğun Üstün Yararı
Velayet kararlarında belirleyici ölçüt Çocuğun Üstün Yararı ilkesidir. Bu ilke; Anayasa m. 41, Türkiye'nin taraf olduğu BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 3 ve Türk Medeni Kanunu hükümleriyle güvence altına alınmıştır.
Bu ilke gereği velayet, ebeveynlerden hangisinin "haklı" olduğuna göre değil, çocuğun gelişimi için hangi düzenlemenin daha uygun olduğuna göre belirlenir. Boşanmadaki kusur tek başına velayetin belirlenmesinde ölçüt değildir.
Velayet Kime Verilir? Mahkemenin Değerlendirdiği Ölçütler
- Çocuğun yaşı ve bakım ihtiyacı: Özellikle anne bakım ve şefkatine muhtaç küçük yaştaki çocuklarda, yargı uygulamasında annenin yanında kalmasının esas alındığı durumlara sık rastlanır. Ancak bu mutlak bir kural değildir.
- Çocuğun görüşü: İdrak çağındaki çocuğun görüşü alınır ve değerlendirmeye katılır (BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 12). Görüş tek başına bağlayıcı olmamakla birlikte önemli bir ölçüttür; çocuğun üstün yararına aykırı düşen bir tercih mahkemeyi bağlamaz.
- Ebeveynlerin çocuğa ayırabileceği zaman ve ilgi: Çalışma koşulları, yaşam düzeni ve çocukla kurulan bağ.
- Çocuğun alışkın olduğu çevre: Okul, arkadaş çevresi ve yaşadığı ortamın korunması.
- Kardeşlerin birlikte kalması: Kardeşlerin kural olarak birbirinden ayrılmaması gözetilir.
- Çocuğun güvenliği: Şiddet, bağımlılık veya ihmal gibi çocuğun gelişimini tehlikeye sokan durumların varlığı.
Mahkeme bu ölçütleri değerlendirirken ana ve babayı dinler ve aile mahkemesi bünyesindeki pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacılardan sosyal inceleme raporu alabilir.
Ortak Velayet Mümkün mü?
Türk Medeni Kanunu'nda boşanma sonrası ortak velayete ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte Yargıtay içtihatlarında, tarafların birlikte talep etmesi ve düzenlemenin çocuğun üstün yararına uygun bulunması hâlinde ortak velayete hükmedilebildiği görülmektedir.
Kişisel İlişki Kurulması
Velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocukla düzenli görüşme hakkı, Kişisel İlişki Kurulması olarak adlandırılır (TMK m. 182, m. 323-324).
- Görüşme günleri ve saatleri (ör. belirli hafta sonları, bayramlar, yaz tatili) mahkeme kararında veya anlaşmalı boşanma protokolünde belirlenir.
- Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye giriyorsa, ebeveyn bu hakkını yükümlülüklerine aykırı kullanıyorsa veya çocukla ciddi olarak ilgilenmiyorsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya geri alınabilir (TMK m. 324/2).
- Velayet kendisine bırakılan ebeveyn kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir; mahkeme bu hususu kararında taraflara ihtar eder (TMK m. 182/2, m. 324/3).
- Çocuk teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam ve tedbir kararları, 30 Kasım 2021'den itibaren icra daireleri eliyle değil, Adalet Bakanlığına bağlı adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri aracılığıyla, uzman eşliğinde ve harç ya da masraf alınmaksızın yerine getirilir (5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 41/A vd.).
- Kişisel ilişki kurulmasına ilişkin düzenlemelerde çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir (TMK m. 326).
Velayet ve İştirak Nafakası
Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlüdür. Bu katkı İştirak Nafakası olarak bağlanır ve velayet sahibi ebeveyne ödenir. Ayrıntılar için: Boşanmada Nafaka Türleri ve Nafaka Hesaplama.
Velayetin Değiştirilmesi
Velayetin Değiştirilmesi, boşanmadan sonra ortaya çıkan yeni olguların zorunlu kılması hâlinde istenebilir (TMK m. 183, m. 324/3, m. 349 ve m. 351). Başlıca sebepler:
- Velayet sahibi ebeveynin çocuğun bakım ve eğitimini ihmal etmesi
- Çocuğun sağlığını, güvenliğini veya ahlaki gelişimini tehlikeye düşüren durumlar
- Diğer ebeveynle kişisel ilişkinin sistematik olarak engellenmesi
- Velayet sahibinin yeniden evlenmesi veya yerleşim yerinin değişmesiyle ortaya çıkan ve çocuğun yararını olumsuz etkileyen yeni durumlar (yeniden evlenme tek başına velayetin değiştirilmesini gerektirmez — TMK m. 349)
- İdrak çağındaki çocuğun diğer ebeveynin yanında kalma yönündeki istikrarlı talebi
Velayetin değiştirilmesi davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Kanunda bu dava için özel bir yetki kuralı bulunmadığından kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (HMK m. 6); Yargıtay kararlarında, işin niteliği gereği talepte bulunan ebeveynin oturduğu yer mahkemesinde de dava açılabileceği kabul edilmektedir. Bu davada da belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Velayet her zaman anneye mi verilir?
Hayır. Küçük yaştaki çocuklarda annenin yanında kalmasının esas alındığı kararlara sık rastlansa da mahkeme her olayı çocuğun üstün yararı ilkesine göre ayrıca değerlendirir. Babaya velayet verilmesi de mümkündür.
Çocuğun görüşü kaç yaşından itibaren alınır?
Kanunda kesin bir yaş sınırı yoktur. Yargıtay kararlarında genellikle sekiz yaş ve üzerindeki çocuklar idrak çağında kabul edilmekte ve görüşlerinin alınması aranmaktadır. Çocuğun görüşü uygulamada çoğunlukla pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacı eşliğinde alınır.
Boşanmada kusurlu olan eş velayeti alabilir mi?
Evet. Boşanmadaki kusur ile velayet ayrı değerlendirilir. Kusurlu eşin, çocuğun üstün yararına uygun koşulları sağlaması hâlinde velayet kendisine bırakılabilir. Kusur değerlendirmesi için bkz. Çekişmeli Boşanma Davası ve Sebepleri.
Velayeti alan ebeveyn çocukla yurt dışına taşınabilir mi?
Velayet hakkı, çocuğun yerleşim yerini belirleme yetkisini de kapsar. Ancak yer değişikliği diğer ebeveynin kişisel ilişki hakkını etkiliyorsa, kişisel ilişki düzenlemesinin yeniden yapılması veya koşulları varsa velayetin değiştirilmesi mahkemeden istenebilir (TMK m. 183). Velayet veya kişisel ilişki hakkı ihlal edilerek çocuğun başka bir ülkeye götürülmesi ya da orada alıkonulması hâlinde ise 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi ve 5717 sayılı Kanun kapsamında iade ve kişisel ilişki başvurusu gündeme gelebilir; bu düzenlemeler on altı yaşını tamamlamamış çocuklar için uygulanır.
Velayet kararı sonradan değiştirilebilir mi?
Evet. Koşulların değişmesi ve çocuğun yararının gerektirmesi hâlinde velayetin değiştirilmesi davası açılabilir.
Bu içerik, İstanbul Barosu'na kayıtlı Av. Burak Aylı tarafından yürürlükteki mevzuat esas alınarak hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.